banner1

ABD, CAATSA ile kasmaya çalışıyor!

KKTC Girne Amerikan Üniversitesi (GAU) Siyasal Bilimler Fakültesi, Uluslararası ilişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Yrd. Doç. Dr. M. Sadık AKYAR, CAATSA yaptırımlarını değerlendirdi.

ABD, CAATSA ile kasmaya çalışıyor!
17 Aralık 2020 Perşembe 00:49

ABD tarafından 2017 Ağustos’unda kabul edilen CAATSA (Countering America's Adversaries Through Sanctions Act- ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etmesi) yasası, aynı yılın sonunda Türkiye’nin tercihini Rus yapımı S-400 hava savunma sisteminden yana kullanmasından itibaren Türkiye için uygulanmaya çalışılmaktaydı. Özellikle Trump’ın bu konuda isteksiz olmasında dolayı bu yaptırımlar ABD’nin 2020 yılı Savunma Bütçesi Harcama Kanunu’nun (NDAA) içine dahil edilmişti. Çünkü Başkan Trump ABD Silahlı Kuvvetlerinin harcamaları için bu kanunu uygulamak zorunda kalacaktı. Ancak geçen yıl kanuna, Savunma Bakanlığına Türkiye hakkında bir rapor hazırlaması ve bu rapora göre karar verileceği belirtilerek,  yaptırımlar bir türlü engellenmişti. Ayrıca Türkiye’nin F-35 programının askıya alınacağı da ilk olarak burada belirtilmişti. Bu yıl yine bu yaptırımlar 2021 yılı ABD Silahlı Kuvvetleri Harcama Kanunu (NDAA) içerisine dahil edilmişti. Trump’ın bu kanunu veto şansı da kalmamıştı ve giderayak savunma harcamaları kanununu dolayısıyla yaptırımları da onayladı.

CAATSA yaklaşık 12 yaptırım konusunu içermekteydi ve bunların en az beşinin seçilmesi gerekmekteydi Trump Yönetimi de bunlardan;

- SSB  ve bazı yöneticilerinin yaptırım kapsamına alınması,

- SSB’nin her türlü ihracat lisansının yasaklanması,

-ABD Finans kurumlarından SSB’na 12 ay süreyle 10 Milyon ABD Doları üstü kredilerin yasaklanması

- ABD EximBank kredilerinin SSB’na yasaklanması,

-SSB’na uluslararası kurumlardan kredi verilmesinin yasaklanması ile ilgili olanlarını seçmiştir.

Yaptırım kararı nereden bakarsanız sorunlu, nereden ele alırsanız tutarsızlıklar içermektedir. Öncelikle bu yasa; Rusya, K.Kore ve İran’ı hedef alarak çıkarılmış, Çin ise üstü kapalı olarak belirtilmekteydi. Yasanın ismi; ABD’nin “Hasımlarıyla”... mücadele yasasıdır. Fakat Türkiye ABD’nin NATO’da fiili olarak müttefiki, genel anlamda ise “Stratejik Partner” olarak nitelendirilmekteydi. Yani hasmı değildir. Bundan sonra ABD hangi gerekçe ile NATO’da Türkiye ile müttefiklik ruhu ve işbirliğini öne sürebilecektir. Söz konusu yaptırımlar stratejik açıdan “Oyun Teorisi” kapsamında ele alınarak iki senaryoda oluşturulabilir.

Birinci senaryo “İyimser Senaryo”dur. Bu senaryoya göre Biden yönetimi Türkiye ile ilişkilerde “Beyaz Sayfa” açmak istemektedir. Bu nedenle, Trump yönetimi zamanında; Rahip krizi, mektuplar, ekonomik manipülasyonlar, S-400, F-35, FETÖ, YPG’ye destek  vb. krizler ile tarihinin en dip seviyesine vuran Türk-ABD ilişkilerini tekrar onarmak için bir fırsat yaratmak istediğinden bu şekilde davranmış, yaptırımların Trump döneminde çıkasını istemiş olabilir. Şu ana kadar NATO’dan yaptırımlar ile ilgili herhangi  bir açıklama yapılmamıştır. Daha önceki krizlerde NATO’nun açıklamalarına baktığımızda, NATO’nun yine Türkiye’yi destekleyeceğini öngörebiliriz. Ayrıca yaptırımlarda esas oğlan olan  S-400 konusunun, Biden yönetimince NATO içerisinde çözülebileceği öngörülmektedir. Çünkü bu konu ile ilgili ABD basınında da bazı yazılar çıkmıştır.  Böyle bir çözüm tarzında hem ABD’nin hem de Türkiye’nin tezleri kendi kamuoylarında kabul görebilir. Bu iyimser senaryonun en önemli kanıtı olarak ise seçilen yaptırımların nispeten diğer yaptırım maddelerine göre daha hafif olmasıdır. Ancak yaptırım yaptırımdır.

İkinci senaryo ise “kötü” olandır. Yani Biden yönetimince Türkiye’ye karşı yaptırımların artacağı, politik, askeri yaptırımların yanında ekonomik yaptırımlar ile Türkiye’nin kötü duruma düşürülmesi konusudur. Bu ise Türkiye’yi ABD tarafından yaptırımların esas konusu olan, yani hasımları ile daha çok işbirliğine zorlamasına neden olacaktır. Çünkü Türkiye doğal olarak, uçağını uçuramadığı, ekonomisi darboğaza girdiği durumlarda başta Rusya ve Çin ile işbirliğini artırma yoluna gidecektir. Ayrıca Türkiye’nin heybesinde de bir hayli turp vardır.   Bu turplar çıkmaya başladığı zaman  NATO’dan ayrılma dahi gündeme gelebilir ve her iki taraf geri dönülmez bir yola girebilir. Aslında ABD,  içerisinde Bob Menendes ve Marco Rubio’nun başını çektiği bir grup için 1945’den beri sürdürdüğü, uğruna milyarlarca dolar harcadığı politikalarını riske atmaktadır. Bize göre ABD yetkili makamları, bu iki senatörü hakkında CAATSA yasası kapsamında ABD çıkarlarını tehlikeye atmaktan dava açmalıdır. Yani bir yandan Ukrayna ve Gürcistan’ı NATO ve AB’ye dahil etmek isteyeceksiniz, öte yandan NATO’nun ikinci en büyük ordusuna sahip, NATO üyesi, ABD’nin hayati çıkarlarının olduğu bölgelerde işbirliği yaptığı bir ülkeyi kendi ellerinizle hasım dediğiniz ülkeler ile işbirliğine zorlayacaksınız. Bu ABD politikaları açısından da kabul edilebilir bir durum değildir. Dolayısıyla Türk-ABD ilişkileri açısından kötü bir senaryo olarak görülmektedir.

Yaptırımları teknik olarak incelediğimizde ABD’ye göre sorunun esas kaynağı olan S-400’lerin başta F-35 olmak üzere NATO sistemleri ile uyumlu olmadığı konusudur. Türkiye ve ABD’nin gelmiş olduğu teknolojik seviye   bu sorunu çözmeye yeterlidir. Türkiye bu konuda hem ikili hem de NATO kapsamında teknik komiteler kurularak bu sorunun çözülmesi yönünde irade göstermiş, ancak ABD tarafı buna yanaşmamıştır. Ayrıca ABD yaptırımlarda S-400’lerin Türkiye dışına çıkarılması konusunu öne sürerek, sorunun çözümünü daha da zora sokmuştur. Çünkü daha önce gündeme gelen bu konular Türkiye tarafından reddedildiği için kamuoyunun beklentisi de yükselmiştir. Daha önce de belirttiğimiz “Anadolu Kartalı” eğitim alanı şu anda en uygun çözüm tarzlarından birisi olarak durmaktadır.

Yaptırımların teknik olarak diğer önemli bir sonucu da Türk Savunma Sanayii’ne özellikle ABD menşeli silah ve sistemlerin kullanıldığı hava sistemlerinin üretilmesinde, Türkiye’yi üst liglere çıkaracağı yönündedir. Çünkü 1975 ambargosu bize bunu göstermiştir.

Sonuç olarak;  Biden yönetimi süresince, en azından başlangıcında Türk-ABD ilişkilerinin Trump dönemine göre daha  olumlu geçeciği öngörülmektedir. Çünkü Biden’ın Türkiye ile ilişkileri onaracağı tahmin edilmektedir. Eğer Biden yönetimi tarafından Türkiye’ye ilave askeri ve ekonomik yaptırımlar uygulanmaya devam edildiği takdirde, Biden’dan sonra gelecek ABD yönetimleri tarafından Türkiye’ye F-35 ve S-400’ler ücretsiz olarak verilebilir.

Dr. M. Sadık AKYAR

Yrd.Doç.Dr.

KKTC Girne Amerikan Üniversitesi (GAU) Siyasal Bilimler Fakültesi,

 Uluslararası ilişkiler Bölümü Öğr. Üyesi

GAU Uluslararası Diplomasi Okulu ve Güv. Arş. Mrk. Direktörü


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Talip KOÇ. - 1 ay önce
Çok olası. Güzel ve açıklayıcı. Kaleminize sağlık.