banner1

Kıbrıs İlim Üniversitesi Öğr. Gör. Tugay Yazgan depremi yaşayan bireylerde ortaya çıkabilecek ruhsal sorunları ve çözüm önerilerini şöyle sıraladı.

Kıbrıs İlim Üniversitesi Öğr. Gör. Tugay Yazgan depremi yaşayan bireylerde ortaya çıkabilecek ruhsal sorunları ve çözüm önerilerini şöyle sıraladı.
02 Kasım 2020 Pazartesi 14:37


Şimdi Yeniden Hayata Tutunma Zamanı!

Gerçekleşen bir deprem sırasında o bölgede bulunup bizzat depremi yasayan kişilerde deprem korkusu yaşanması doğaldır. Çünkü, her birey kendi iç dünyasında depremle ilgili farklı düşüncelere, duygulara ve yorumlara kısaca "yaşanmışlığa" sahiptir. Deprem korkusu, kişilerde basit fobi olarak ortaya çıkabileceği gibi psikoloji bilimindeki adıyla; “Anksite Bozukluğu”, "Travma Sonrası Stres Bozukluğu" gibi bozukluklar olarak da karşımıza çıkabilir. Peki, yaşadığımız deprem korkusunun basit fobi mi yoksa ruhsal bir hastalık mı olduğunu nasıl anlarız?

Öncelikle deprem korkusuna eşlik eden belirli ortak bulgulardan bahsedecek olursak:

Depremden bahsederken veya bir depremle karşılaşıldığında çok yoğun kaygı, huzursuzluk ve korku yaşanması,
Yoğun kaygı ve korku nedeniyle yaşam kalitesinin bozulması,
Deprem korkusuna eşlik eden titreme, terleme, baş donmesi, kalp çarpıntısı, baş ve vücut ağrısı gibi bir çok fiziksel belirti olması,
Duygusal olarak kişinin sürekli olarak yeni bir depremin olacağına yönelik beklenti içerisinde olması,
Zihinsel olarak ise devamlı olarak depremi düşünme, deprem dışında başka konulara odaklanamama, sürekli olarak depremle ilgili kötü sonuçların ortaya çıkacağına dair düşünceler bize o kişinin psişik destek alması gerektiği yönünde sinyaller verir.

Afetler sonrasında en çok yaşanan duygulardan birinin de kaygı olduğunu ifade eden Yazgan, kaygının; tehlike veya tehdit olarak algılanan durumlarda ortaya çıkan; duygusal, davranışsal ve fiziksel değişiklikler ve tepkilerin yer aldığı otomatik, sağlıklı ve doğal bir yanıt mekanizması olduğunu ifade etti.

Öğr. Gör. Tugay Yazgan çözümün düşüncelerin ve davranışların değiştirilmesinde olduğunu vurgulayarak; bu dönemde olumsuz düşünceden olumluya geçişin önemli olduğunu, insanların kendilerini korkutan şeylerden kaçmasının son derece doğal bir tepki olduğunu ancak ortada artık gerçek bir tehlike yoksa, kaygılardan kurtulmanın tek yolunun kaygı yaratan durumların üzerine gitmek olduğunu ifade etti. Kaygının süreklilik taşıması ve önüne geçilememesi durumunda anksiyete bozukluğunun ortaya çıkabileceğini söyleyen Yazgan. Yaşanan bir çok duygu gibi anksiyetenin de aslında dış ortama uyum çabasında koruyucu bir tepki olduğunu, ancak profesyonel yardım alınmaması durumunda daha ağır ruhsal tablolara yol açabileceğini söyledi.

Burada önemle belirtmek isterim ki; bu tür rahatsızlıklar için asla alkol veya hekim kontrolü dışında ilaç kullanılmamalıdır. Çünkü alkol ve kontrolsüz ilaç kullanımı çok daha zor baş edilen sorunlar ortaya çıkartabilir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.