Çevre örgütleri, 1. ince av sezonunun süresinin uzatılmaya çalışılmasının, biyolojik çeşitlilik üzerinde geri dönüşü olmayan etkiler oluşturma riski taşıdığını belirtti.
Konuyla ilgili ortak açıklama yapan, 22 kuruluş ve sivil toplum örgütü, 28 Şubat'ta sona erecek 1. İnce Av sezonunun 15 Mart'a kadar uzatılması amacıyla Meclise götürülmek istenen önergenin, 2019 da tüm paydaşların katkısı ile yaban hayatın korunması için hazırlanan yasaya 'açık müdahale' olduğunu savundu.
Örgütlerden yapılan ortak açıklamada, 10/2020 Sayılı Av ve Avla İlgili Yaban Hayatını Düzenleme Yasası'nın, yaban hayatının korunması, türlerin yaşam alanlarının sürdürülebilirliği ve ekosistem dengesinin gözetilmesi amacıyla yürürlüğe konulduğu hatırlatılarak, yasanın, av mevsimlerini açık biçimde tanımladığı; açık dönemlerin yalnızca azaltılabileceğini öngördüğü, açık ve kapalı dönemleri tanımladığı kaydedildi.
Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
'28 Şubat'ta sona erecek olan 1. İnce Av sezonunun 15 Mart'a kadar uzatılması amacıyla meclise götürülmek istenen önerge, 2019 da tüm paydaşların katkısı ile yaban hayatın korunması için hazırlanan yasaya açık müdahaledir. İlkbahar dönemi birçok tür için üreme ve popülasyon yenilenme sürecidir.
Bununla birlikte, değişen iklim koşulları nedeniyle birçok türde üreme dönemlerinin zamanından önceye kaydığı bilinmektedir. Artan sıcaklıklar ve mevsimsel düzensizlikler, türlerin biyolojik takvimlerini etkilemektedir. Bu durum koruma dönemlerinin daha hassas değerlendirilmesini gerektirirken 1. İnce av süresinin uzatılmaya çalışılması, biyolojik çeşitlilik üzerinde geri dönüşü olmayan etkiler oluşturma riski taşımaktadır.
Ekosistemlerin sürdürülebilirliği, kısa vadeli siyasi tercihlerle değil, bilimsel veriler temelinde şekillenen uzun vadeli koruma politikalarıyla sağlanır.
Bizler, aşağıda imzası bulunan örgütler olarak; tüm dünyada doğal hayatı ilgilendiren kararların bilimsel veriler ve uzman görüşleri doğrultusunda alındığını hatırlatırız. Buna rağmen ülkemizde, yürürlükteki yasalar ve uzman değerlendirmeleri ortadayken, doğal hayatı doğrudan etkileyecek kararların bilimsel temelden uzak biçimde gündeme getirilmesini ciddi bir yönetsel sorumsuzluk olarak görüyor ve kınıyoruz.
Doğal hayatın korunması amacıyla yürürlüğe konulan yasaların kişisel, dönemsel ya da siyasi tercihler doğrultusunda esnetilmesi kabul edilemez. Bu yasalar, doğanın ve gelecek kuşakların haklarını güvence altına almak için yapılmaktadır.
Doğal hayatın korunmasını sağlamakla görevli ilgili dairenin konu hakkındaki sessizliğini ve kayıtsızlığını anlamamız mümkün değildir. Koruma makamlarının asli görevi, bilimi esas almak ve ekosistemin sürdürülebilirliğini savunmaktır. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği, yasal sınırların keyfi biçimde esnetilmesi kabul edilemez. Yasaları uygulamakla yükümlü olanların, yasaların açık hükümlerini yok saymaya yönelik girişimleri hukuki, etik ve kamusal sorumluluk doğurur.
Yetkilileri; sağduyuya, hukuka ve bilimsel ilkelere uygun davranmaya, uzman görüşlerini esas almaya ve doğal hayatın korunmasına ilişkin yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmeye çağırıyoruz.'
Ortak açıklamada imzası bulunan örgütler şöyle:
'Biyologlar Derneği, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, Yeşil Barış Hareketi, Lefke Çevre Tanıtma Derneği, Kıbrıs Sulak Alan Topluluğu, Kuşları ve Doğayı Koruma Derneği (KUŞKOR), Evrensel Hasta Hakları Derneği, Mağusa Kadın Merkezi Derneği (MAKAMER), Çevre Koruma Vakfı (ÇEKOVA), Karpaz Dostları Derneği, Peyzaj Mimarları Odası, Her Daim Doğa Dostları Derneği, Sürdürülebilir Turizm İnisiyatifi, Altın Patiler Derneği, Kıbrıs Hayvan Hakları Derneği, Taşkent Doğa Parkı, Çevre Mühendisleri Odası, Kıbrıs Türk Barolar Birliği Hayan Hakları Komitesi, Doğa ve Kültür Derneği, Gençlik Federasyonu, Yeniboğaziçi Çevre Platformu, Mağusa Suriçi Derneği (MASDER).




