Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Fidan, Türkiye-AB ilişkilerinde son dönemde yeniden bir canlanma yaşandığına işaret ederek, buna rağmen Avrupa ülkelerinden Türkiye'nin şartları karşılaması halinde, üyeliğine açık destek veren güçlü bir siyasi iradenin ortaya konmadığına işaret etti.

Birçok AB ülkesinin Türkiye konusunda belirgin bir pozisyon almak yerine alınan kararlara göre hareket ettiğini aktaran Fidan, 'Yaklaşık 20 AB ülkesi, AB'de neler olup bittiğini pek umursamıyor. Türkiye lehine bir karar varsa, seve seve evet diyorlar. Türkiye aleyhine bir karar varsa, yine seve seve evet diyorlar. Yani birçok konuda kayıtsızlar.' şeklinde konuştu.

Fidan, sadece AB üyeliği için değil, Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacminin artırılamama sebebinin de AB'nin karar alma mekanizması olduğunu kaydetti.

Üye ülkelerden herhangi birinin vetosunun süreci tıkayabildiğine dikkati çeken Fidan, nüfusu görece küçük bir ülkenin dahi milyonlarca insanı ilgilendiren bir kararı engelleyebildiğini, mevcut sistemin buna imkan tanıdığını dile getirdi.

Fidan, Avusturya'ya resmi ziyareti kapsamında, Viyana Diplomasi Akademisi'nde dün düzenlenen konferansta konuştu.

-'Türkiye'nin AB'ye katılmasına ilişkin duruşu değişmedi'

Bakan Fidan, Türkiye'nin AB'ye katılmasına ilişkin duruşunun değişmediğinin altını çizerek, 'Avrupa'da olanların bir parçası olmalıyız ki hep birlikte refah ve istikrar sağlayabilelim.' ifadesini kullandı.

Türkiye-AB ilişkilerinin en sorunlu boyutunun Avrupa'daki kimlik siyaseti olduğuna değinen Fidan, 2007'ye kadar sürecin teknik kriterler üzerinden ilerlediğini, Türkiye'nin şartları yerine getirmesi halinde üyeliğinin desteklendiğinin açıkça ifade edildiğini aktardı.

Fidan, 2007'de Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin iktidara gelmesiyle bu yaklaşımın değiştiğine işaret etti.

Türkiye'nin 2000'li ya da 2010'lu yıllarda AB'ye üye olması halinde Brexit'in yaşanmayabileceği değerlendirmesinde bulunan Fidan, AB'nin de son dönemde ortaya çıkan tehditler karşısında daha dirençli olabileceğini vurguladı.

Fidan, Türkiye'nin Avrupa'yı farklı coğrafyalara açma konusunda önemli bir rol oynayabileceğine dikkati çekti.

AB'nin 'uluslarüstü' bir yapı olarak başarılı şekilde işlediğini ancak hiçbir zaman 'üst medeniyet' kimliği oluşturmayı hedeflemediğini kaydeden Fidan, Türkiye'nin bu noktada daha kapsayıcı bir model sunma potansiyeline sahip olduğunun altını çizdi.

Fidan, Türkiye-AB ilişkilerinde son dönemde yeniden bir canlanma yaşandığına işaret ederek, buna rağmen Avrupa ülkelerinden Türkiye'nin şartları karşılaması halinde, üyeliğine açık destek veren güçlü bir siyasi iradenin ortaya konmadığına işaret etti.

Birçok AB ülkesinin Türkiye konusunda belirgin bir pozisyon almak yerine alınan kararlara göre hareket ettiğini aktaran Fidan, 'Yaklaşık 20 AB ülkesi, AB'de neler olup bittiğini pek umursamıyor. Türkiye lehine bir karar varsa, seve seve evet diyorlar. Türkiye aleyhine bir karar varsa, yine seve seve evet diyorlar. Yani birçok konuda kayıtsızlar.' şeklinde konuştu.

- Türkiye'nin AB üyelik süreci

Okul saldırılarının nedenlerine ilişkin araştırma komisyonu kurulması kararı Resmi Gazete'de
Okul saldırılarının nedenlerine ilişkin araştırma komisyonu kurulması kararı Resmi Gazete'de
İçeriği Görüntüle

Fidan, sadece AB üyeliği için değil, Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacminin artırılamama sebebinin de AB'nin karar alma mekanizması olduğunu kaydetti.

Üye ülkelerden herhangi birinin vetosunun süreci tıkayabildiğine dikkati çeken Fidan, nüfusu görece küçük bir ülkenin dahi milyonlarca insanı ilgilendiren bir kararı engelleyebildiğini, mevcut sistemin buna imkan tanıdığını dile getirdi.

Fidan, AB'nin güvenlik mimarisine ilişkin tartışmaları kendi içinde tartıştığını ifade ederek, 'Biz onlara şunu söylüyoruz: 'Bakın, Avrupa artık AB'den daha büyük. İngiltere var, Norveç var, Türkiye var, AB üyesi olmayan başka ülkeler de var. Bu yüzden oturup konuşmalı ve daha geniş kapsamlı tartışmalar yapmalıyız. Ancak bu gerçekleşmiyor.' dedi.

AB üyelerinde birkaç istisnanın dışında çoğunun NATO üyesi olduğunu hatırlatan Fidan, 'Biz NATO bakanları olarak NATO kuralları çerçevesinde bir araya geliyoruz. Müttefikler için mükemmel kararlar alıyoruz. Ertesi gün AB bakanları sarı konvansiyona gidip kararlar alıyor. Bu kararlar önceki günün kararlarıyla tamamen çelişebiliyor. Önemli değil. Kimse dikkat etmiyor, kimse sorgulamıyor. Dolayısıyla bu tür yapısal sorunlar aslında pek çok şeye yol açıyor.' diye konuştu.

Fidan, bölgesel meselelerin çözümünde en etkili yaklaşımın 'bölgesel sahiplenme' olduğu belirterek, Türkiye'nin Kalkınma Yolu Projesi'ne desteğinin Irak'ın bölgeye olumlu bir gündem sunmasına yol açtığını belirtti.

İyi bir bölgesel ekonomik işbirliği için bölgedeki ulus devletlerin birbirlerinin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini taahhüt etmeleri gerektiğini vurgulayan Fidan, bunun sağlanmaması halinde Orta Doğu'da savaşların sürmeye devam edeceğini kaydetti.

Fidan, ülkelerin bu temel ilkelere bağlı kalacağını taahhüt edeceği resmi ve bağlayıcı bir antlaşma etrafında bir araya getirilmesi gerektiğine dikkati çekerek 'Aksi takdirde, kimse kimseye güvenmediği için ekonomik alanda işbirliği yapamayız.' ifadesini kullandı.

Kaynak: RSS